Modern Dönemin Bestecileri Kimlerdir? Müzik Dünyasının Yıldızları ve Çılgınlıkları
Hadi biraz ciddileşelim, ama tabii ki kafamızda o “acaba herkes benden daha mı iyi düşünüyor” sorusu ile. Çünkü bence müzik, tıpkı hayat gibi, kendi yolunda gidiyor ama bazen biz, yanlış ritme takılıyoruz. Neyse, modern dönemin bestecileri kimlerdir, biraz buna göz atalım. Bu konuda konuşmak biraz zor çünkü o kadar fazla müzik tarzı var ki, bir türlü “hadi ben bu konuda kesinlikle ne biliyorum?” diyemiyorsun. Ama kendimizi kaybetmeyelim, çünkü her şeyin başı müzik ve iyi bir playlist! Hadi bakalım, işin içinde biraz benlik, biraz komik bakış açısı var. Yavaş yavaş gidelim…
Modern Dönemin Bestecileri: Kim Bu Yıldızlar?
Hadi önce hemen şunu söyleyeyim: Modern dönemin bestecileri denilince aklımıza genellikle popüler isimler geliyor, ama her türde bir şeyler var. Yani, pop’tan elektronika’ya, deneysel müzikten film müziklerine kadar geniş bir yelpazeden bahsediyoruz. Ama şimdi, ben bir yandan kafamda “Bu yazıyı yazarken ne kadar entelektüel görünmeliyim?” sorusunu düşünürken, bir yandan da şunu söylüyorum: Bu besteciler gerçekten farklı bir yerden geliyorlar. Mesela Max Richter! Yani, o kadar minimalist, o kadar sakin, o kadar derin bir müzik yapıyor ki, bir süre sonra “Acaba hayatımın anlamı ne?” diye sormaya başlıyorsun. Hah, işte Max Richter böyle biri!
Bütün bu denemelerden sonra, Spotify’dan bir tane Max Richter şarkısı açıp bir kahve içiyorsun. Ve bir süre sonra kendini tamamen kaybedip, ofisteki bilgisayar başında “Hayatım niye bu kadar monoton?” diye sorgularken buluyorsun. Ama bu sorgulama, o kadar estetik ki, ne yapalım, onu kabul etmek lazım. Şimdi, Richter’ın ismini bu yazıda anmazsam çok büyük haksızlık yapmış olurum. Modern dönemin bestecilerinden biri ve zamanımızın derinliği onun müziğinde vücut buluyor.
Film Müzikleri: Hans Zimmer ve John Williams’a Dair
Film müzikleri dedik, Hans Zimmer ve John Williams derken, sanki dev bir müzik evreninden bahsediyoruz. “Ne oldu?” diye sorabilirsiniz. “Benim de bu müzikleri duyduğumda her şeyin daha epic olduğunu düşündüğüm doğru.” Ama ben çok ciddiyim! Çekişmeli bir toplantı sırasında “Dünyanın en büyük aksiyon sahnesinde miymişiz?” diye düşündüren Zimmer’ın bestelerini düşünün. “Inception” ve “Interstellar” gibi filmler. Valla, bana sorarsanız, bu adamlar evrenin sırlarını çözmeye çalışıyor gibi bir hissiyat yaratıyorlar. Tabii bir yandan bu filmleri izlerken, salonda “Daha ne kadar sürecek bu film?” diyorsun ama müzikler bir yanda seni bir başka dünyaya götürüyor. “Burada her şey mümkün,” diye bir his yaratıyor. Aslında sadece bir toplantıdayken, “Bunlar hep hikaye” diyor içimden, ama o müzik çaldıkça kafamda bir astronot gibi gezmeye başlıyorum.
İşte tam bu noktada, Hans Zimmer ile ilgili ufak bir iç konuşmamı paylaşmam lazım. “Ya bu adam ne yapıyor böyle? Benim de bir gün bu kadar ilhamlı olup, dünyayı değiştirecek bir film müziği yapmam gerekmiyor mu?” diye düşünen ben, Zimmer’ı dinlerken şunu fark ettim: Müzik, bir tür büyü ve o büyü sayesinde dünyayı bir başka açıdan görebiliyorsun.
Biraz Elektronika, Biraz Deneysel: Kaybolmuş Bir Dünya
Şimdi işler biraz daha karışıyor, çünkü deneysel ve elektronik müzik dedikçe aklıma gelen isimler değişiyor. Mesela, Aphex Twin! Adam “Daha ne kadar farklı bir şeyler yapabilirim?” diye kendini sorgulayan biri gibi. Bir “Windowlicker” dinlerseniz, anlayacağınız şey şudur: Bu müzik, günlük yaşamın tuhaflığını gösteriyor ama tam olarak ne olduğunu da anlamıyorsunuz. Kafanızda 50 tane farklı düşünce bir anda çarpışıyor ve sonra o düşünceler apansız kayboluyor. Elektronik müzik deyince aklıma ilk gelen ismin de aphex twin olması bu yüzden. Bir parça içimden geliyor ve diyorum ki: “Vay be, bu kadar farklı bir dünyada yaşıyoruz.” Ama sonra, kendimi yine bir sabah kahvaltısında aynı espriyi yaparken buluyorum: “Yok, bu dünyada sadece ben varım!”
Aphex Twin’in yaratıcı tarzı, modern dönemin farklı bir tarafını temsil ediyor. Elektronik müziğin deneysel haliyle, zaman zaman karamsar, bazen de düşündürücü olan bir atmosfer yaratıyor. Modern dönemin bestecileri dedikçe, işte bu türden isimlerin de dahil olduğunu unutmamak gerek. Çünkü her bir parça, bir anlam arayışını, bir farklılık yaratma çabasını simgeliyor.
Ne Diyorlar? “Modern Dönemin Bestecileri Kimlerdir?”
İşin bir de “gerçekten kimdir?” kısmı var tabii. Yani, neden bu kadar çok müzik türü var? “Ya sen de müzik hakkında yazıyorsun, bu kadar kafana takma,” diyebilirsiniz, ama ben hala düşünüyorum! Her bir besteci kendi yolunda ilerlerken, aslında müzikle dünyayı anlamaya çalışıyor. Her bir notada bir şeyler var, hepsi birer küçük evren. Gerçekten kimse kimseyi dinlemiyor, ama dinlediğimiz müzik bir şekilde bizi anlatıyor. Bu yazarın yapması gereken şey bu, değil mi? Yazarken de şunu fark ettim: “Bütün bu müzik dünyasında kendimi kaybetmeyecek miyim?”
Şu an biraz kafanızı karıştırmış olabilirim. Ama bu modern dönemin bestecileri de, tıpkı bizler gibi, bir şeyleri değiştirme çabasında. Hepsi farklı bakış açıları ve yeni dillerle müzikle dünyayı dönüştürmeye çalışıyorlar. Ve bu dönüşüm her an hayatımıza sızıyor.