İçeriğe geç

KPSS alan sınavı hangi dersler ?

KPSS Alan Sınavı Hangi Dersler? – İzmirli Genç Yetişkinin Gözüyle

Yani… KPSS, o meşhur ve biraz da lanetli sınav. Evet, kabul ediyorum, çoğumuz bu sınavı “hayatın gerçekte ne kadar adaletsiz olduğunun en iyi kanıtı” olarak görüyoruz, ama bu yazıda bir yandan da KPSS alan sınavının derslerine dalarken, küçük bir İzmirli gencin gözünden, hayatın her anını mizah ve ironilerle süsleyerek anlatacağım. Hazır mısınız? Çünkü burada hem sınavdan hem de hayattan bir ders alacağız!

Hayat KPSS Gibi Değil Mi Zaten?

Şimdi, hayatta bir “sınav” gibi bir şey var ya? KPSS’yi düşününce bazen gerçekten öyle hissediyorum. İzmir’in ara sokaklarında, sıcak bir Ege akşamı, “hadi ya, ben de bu kadar soru çözmeye çalışıyorum ama hayat, bana bambaşka bir sınav sunuyor,” diyorum. Çünkü, bakın, hem o kadar ders var ki, bir türlü hangisini çalışacağımı kestiremiyorum.

Ama bu yazı KPSS üzerine olacak, hadi başlayalım!

KPSS Alan Sınavı Hangi Derslerden Oluşuyor?

KPSS’nin en zorlu kısmı nedir, diye sorsalar, herhalde “alan sınavı” derim. Alan sınavı, tam olarak ne olduğunu bilmediğiniz bir arkadaşınız gibi. İlk başta “Ne yapacağım ben bununla?” diyorsunuz, sonra bir bakıyorsunuz, hayatın en büyük sınavı gibi hissediyorsunuz.

KPSS alan sınavı dersleri, tabiî ki, alana göre değişiyor ama genellikle şu ana derslerden oluşuyor:

1. Türkçe

2. Matematik

3. Coğrafya

4. Tarih

5. Vatandaşlık (Hukuk, Anayasa vs.)

İzmir’de, akşamları çay içip dostlarla derin mevzularda boğulurken, hepimiz bu derslere dair fikir yürütüyoruz. Ancak, sorarım size, hangi ders en çok işinize yarayacak? Hepimizin kafasında aynı soru: “Bunları niye çalışıyoruz?”

Türkçe: “Cümlede Anlam” Adeta Siyasi Bir Komedi

Türkçe konusu ile başlayalım, çünkü bence Türkçe sınavı, bizim biraz İzmirliliğimizi yansıtan bir şey. Her ne kadar “sade bir dil” dese de bu konuda biz genellikle sağa sola esprili kelimelerle dalıyoruz. Ama işin gerçeği şu ki: KPSS’deki Türkçe, bizim aradığımız “özgür ruhlu” halimizi ne yazık ki bozmuyor. Her cümlede anlam, boşluk doldurma… “Neden?” diye soruyorsunuz, ama gerçekte farkında olmadan bunları çözüyoruz. O testin “a” seçeneğinde yer alan cümle, bazen hayatı özetliyor gibi oluyor.

İç Ses:

“Bütün gün anlamadığım cümlelerle uğraşırken, akşamları arkadaşım birden bire, ‘Ama gerçekten şu dondurmayı hak ettim,’ diyor. Bunu Türkçeye sokmak… O kadar zor ki!”

Matematik: Sınavın “Sonsuz Zorluk” Kategorisi

Ah, matematik… Bu konu en çok “ben niye burada ağlıyorum” sorusunun sorulduğu ders. Kimine göre KPSS alan sınavındaki matematik, resmen bir karmaşa. Herkesin iç sesinde şu ses yankılanıyor: “Bunu nasıl hallederim?” Ama ben, İzmir’in kıyısında, o kadar çözüp çözüp, tekrar yanlış yaparak ilerledim ki, matematik adeta öyle bir hal aldı ki, sanki “bana iyi gelir” modundaydı.

Matematik soruları, o kadar birer sorun ki, herkesin sorusu: “Bunu nasıl geçeceğim?” Tabi, ortada bir “bunu geçme” söz konusu bile olamaz çünkü sorular birer “rakip” gibi karşımıza çıkıyor. Adeta bir “sonsuz zorluk” seviyesinde.

İç Ses:

“Bir de şu fonksiyon meselesi var ya! Bunu neden anlatan öğretmenlerimiz hep “kolay olacak, kolay olacak” dedi ki?! Bunu geçmeye çalışırken beynim de biraz eğlenceli, ‘hayat ve matematik bir arada’ şarkısını çalmaya başlıyor.”

Coğrafya: Herkes “Nereye Gidiyoruz?” Derken…

Şimdi Coğrafya dersine gelince, her İzmirli gibi ben de haritayı sadece deniz kenarını görmek için kullanıyorum. Yani, şu meşhur Ege’nin haritası… KPSS alan sınavı Coğrafya soruları ise, bir şekilde beni sürekli denizin orada mavi noktalara yönlendiriyor. Bir izlenim aldım: Coğrafya, gerçekten kafa karıştırıcı. “Hangi dağ nerede?” sorusu ile boğuşan biri olarak, bazen bana Coğrafya soruları daha çok kaybolmuş yolcular gibi geliyor.

Ama Coğrafya dersine bakınca, bir “gezme turu” havası var. Ancak o soruları çözmeye başladığında kafanda bir çeşit, “neredeyim ben?” durumu oluyor.

İç Ses:

“Umarım Yunanistan’ı geçip Bodrum’a gitmişimdir. Oralar herhalde en son dönemde öğrenmek zorunda kaldım.”

Tarih: Gerçekten Bunu Hatırlıyor Muyum?

Tarihe gelirken, bence en eğlenceli kısmı şu: Herkes tarih sorularını geçmek için tam anlamıyla savaşırken, aslında tarih, birkaç fırın ekmek yemiş birinin hatırladığı “ilginç anı” gibi bir şey oluyor. 19. yüzyılın “milli kahramanları”na bakmak ve tarih bilgilerini anlatırken “Bir şeye benziyor” dediğimiz anlar oldukça çok!

İç Ses:

“Evet, bu soruyu şıklarda düşündüm ama yanlış cevap dedikten sonra bir kahve içmeyi kesinlikle hak ettiğimi fark ettim.”

Vatandaşlık (Hukuk, Anayasa vs.): Biraz da Ciddiyet

Ve son olarak, vatandaşlık. Kimimiz için “haklar, görevler, anayasa” derken, kimimiz için de “ne alakası var?” sorusu… Ancak, sınavın en ciddiye alınması gereken kısmı bu. “Devletin halk üzerindeki kontrolü”ne bakarken, ben de bir yanda şöyle diyordum: “Keşke şu kadarını kendi hayatımda uygulasam, her şey daha düzenli olurdu.”

Bazen gerçekten, “Bu kadarını öğrendikten sonra devletin bana teşekkür etmesini bekliyorum,” diye düşünmeden edemiyorum.

Sonuç Olarak…

KPSS’nin alan sınavı dersleri, aslında düşündüğünüz kadar sıkıcı değil. Ama sanki her soruyu çözerken bir yanım “niye bu kadar zorlaştırıyorlar?” diye içimden hayıflanıyor. Gerçekten KPSS sınavı bana bazen yaşadığımız anları hatırlatıyor. Çoğu zaman bazen, bir soru çözerken bu kadar ciddileşmeye gerek yok! Hayat gibi, dersler de biraz espri, biraz derinlik, biraz da komik şeyler içeriyor.

Hayatla dalga geçmek, çözülmesi gereken sorulardan daha önemli. Ama gelin görün ki KPSS’ye girecek her kişi için bu biraz “ciddi iş” oluyor. Biz de, İzmirli gençlerin, kendi sınavımızı yaparken böyle esprili bir şekilde geçiyoruz!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbetgir.netTürkçe Forum